Yazı dizimizin son bölümü biraz gecikti maalesef. Bu gecikmeden ötürü tüm takipçilerimizden af diliyoruz.

Seyahatimizin son gününü Dobriç’te geçirdik. Bulgaristan’da en fazla lavanta tarımı bu şehirde yapılıyor. Ağırlıklı olarak sevtopolis ve yubileyna türleri dikilmiş. İrili ufaklı çok sayıda tarla görmek mümkün yol boyunca. Lavantanın büyüleyici mor rengi her tarafı sarmış. Tüm bu güzellikler arasında dikkatimizi çok önemli bir husus çekti. Gördüğümüz çok sayıda lavanta tarlası arasında bazıları farklıydı. Genelinde tek bir renk tonu hakimken bazı tarlalarda açıklı koyulu mor renk mevcuttu. Örendik ki bunun sebebi, farklı türlerin birlikte karışık dikilmiş olmasıymış. Çünkü her tür farklı zamanlarda olgunlaşıyor ve rengini buluyor. Yani tarlanın bir kısmı koyu mor iken yani yağ miktarı en yüksek iken, bir bölümü çok açık mor yani henüz yeni çiçek açmış oluyor, bir kısmı griye çalan mor yani artık kurumuş oluyor. Bu durumda da hasat zamanını belirlemek zorlaşıyor ve beklenen yağ miktarı ve kalitesine ulaşmak mümkün olmuyor. İşte bizim de sitemizde altını çize çize anlattığımız saflık garantisi ne kadar önemli bizzat görmüş olduk.

Ağırlıklı olarak İlhan Latif’den,çok az da olsa TenyoTenev’den aldığımız bilgileri şöyle aktarabiliriz;

Bulgar Lavanta türlerinin ayırt edici farkları nelerdir?

  • ● Hemus: Her bir dalda 4+1 çiçek grubu bulunur. Alttaki tek çiçek grubu üsttekilere daha yakın durur. Çiçekleri koyu mor olur. Bitki çiçek açtığında dallar, yanlara doğru daha az yatma yapar, bu sebeple bitki daha toplu ve dik durur, görsel olarak koyu mor bir topu andırır. Hava şartlarına da bağlı olarak genelde Haziran ayının son haftasından itibaren hasada hazır hale gelir.
  • ● Raya: Her bir dalında 6+1 çiçek grubu bulunur, en alttaki çiçek grubu seyrektir. Üst dallar bol çiçeklidir. Koyu mor renklidir. Sevtopolis ile aynı zamanlarda çiçeklenir ve olgunlaşır. Yanlara doğru yayılmış bir şekil alır. Hemus’la birlikte dikilirse tarla 1 ay kadar çiçekli olarak kalır.
  • ● Sevtopolis: Her bir dalda 5+1 çiçek grubu bulunur. En alttaki tek grup Hemus’a göre biraz daha aşağıdadır. Hemusa göre daha açık mor renklidir. Geç çiçeklenen bir türdür. Temmuz başı gibi hasada uygun hale gelir. Olgunlaştığı dönemde, daldaki çiçek sayısı fazla olduğundan yanlara doğru yayılma yapar. Genişçe, açık mor bir topa benzer.
  • ● Yubileyna: Her bir dalda 7 çiçek grubu bulunur. Çiçekleri koyu mor renklidir. Çiçek grupları arası diğerlerine göre daha ayrıktır. Koyu mor renkli çiçeklere sahiptir. Yubileyna türünden elde edilen yağda bileşen olarak terpinenol 4 bileşeni %5-8 civarlarında bulunur. Bu bileşen yağın aromatik özelliğini bozduğundan yağı kalitesi diğer türlere göre görece olarak biraz daha düşüktür. Yağın aromatik özelliğini bir miktar bozduğundan bilhassa aroma terapi için kullanılacak yağda bu durum tercih edilmez.
  • ● Druzhba: Daha ziyade Yubileyna’ya benzer. Ayrıt etmek zordur.

Yağ kalitesi, verimi, adaptasyonu, görüntüsü bakımından en iyisi hangileridir?

Yağ kalitesi olarak linalol ve linalil asit oranları en yüksek olan çeşit Hemus’dur. Ancak verimi daha düşüktür. Hemus’un ardından Hebar, Raya ve Sevtopolis geliyor. Hebar pek tercih edilmiyor, fidesi bulunmuyor. Yubileyna ve Druzhbanın da linalol ve linalil asetat oranları yüksek ama, her ikisinde de terpinenol 4 miktarı biraz yüksek çıktığından daha az tercih ediliyor, Bulgaristan’da en fazla dikilen çeşit Sevtopolis ve Druzhba. Görüntü olarak en güzel gözüken koyu çiçekleri nedeniyle Hemus. Ayrıca çiçek miktarı daha az olduğundan daha dik ve toplu duruyor. Verimi en yüksek çeşitler Hebar, Raya, Druzhba ve Sevtopolis. Adaptasyonu en iyi olanlar Hemus ve Raya. Onlardan sonra da Sevtopolis geliyor. Bulgaristan’da özellikle Sevtopolis çokça denendiği ve verim alındığı için, garanti görüldüğünden en fazla dikilen de o.

Dikim, bakım, hasat konularında dikkat edilmesi gerekenler, tavsiyeler nelerdir?

Dikim yapmadan önce tarla güzel işlenmeli. İyice yumuşak hale gelmeli. Dikim tütün dikme makinası ile yapılabilir. Bulgaristan’da daha önce çok miktarlarda tütün yetiştiriciliği yapıldığından ekipman bol. Dikim esnasında makinenin bıçak derinliği iyi ayarlanmalı ki, fidenin kökleri yukarı doğru dönmesin. Vakit geçirmeden can suyu verilmeli ve fide dipleri iyice sıkıştırılmalı. Sıra araları traktör çalışabilecek şekilde en az 140 cm olmalı. Sıra üzeri en az 35 cm bırakılabilir, ideali 40-45 cm’dir. Çok sık olursa mantar hastalıkları oluşur, çok seyrek olursa ot çok olur. Dikimden sonra bitki uyanmaya başlamadan önce Mart ayı gibi organik tarıma uygun otla mücadele ürünleri, biostimulant gübre çeşitleri kullanılabilir. Traktörle ara çapası mutlaka düzenli olarak yapılmalı. Sonbaharda ihtiyaç durumunda NPK gübresi verilebilir. Gerek Enstitüde ve gerekse de diğer üreticiler tarafından yabancı ot mücadelesinde lisanslı olan herbisitler(kimyasal ot ilaçları) kullanılıyor ve biz de tavsiye ettiler. Ancak belirtelim ki bir tıbbi bitki olan, yağı, ekstraktı ve yağından elde edilen pek çok bileşikleri ilaç ve kozmetik alanlarında kullanılan bir bitki olarak lavantanın üretiminde bu tür ilaçların kullanımını doğru bulmuyoruz. Hasat zamanı bitkilerin %80 inin çiçeklerini açmış olduğu dönemdir. Bununla ilgili olarak şu görsel fikir verecektir.

#1: Henüz çiçeklenme yok, hasat için çok erken.

#2: Bitkinin tomurcuklarının %70-80 inin açtığı görülüyor. Hasat için uygun zaman.

Eğer kuru saplı çiçek demeti, keselik tomurcuk vb. kullanım için düşünülüyorsa, o zaman doğru hasat zamanı %25-50 arasında çiçeklenme olduğundadır.

Su ihtiyacı nasıldır, sulamanın etkisi nasıl olur?

Bulgaristan’da lavanta tarlaları sulanmıyor. Sadece köklendirilmek üzere dikilen çelikler sulanıyor. Genel olarak Bulgaristan ülkemize göre daha fazla yağış alan bir ülke. Fakat orada da yağışı az olan kışı ağır bölgeler var. Özellikle kuzey Bulgaristan böyle. En fazla yetiştirildiği bölge olan Şumnu – Dobriç bölgesi kışları oldukça ağır geçirebiliyor. Yağış genel olarak lavanta için yeterli sulama sağlıyor dedi İlhan Latif. Çok kurak geçen yaz aylarında belki ilave bir sulama gerekebilir ama burada ihtiyaç olmuyor dedi. Elbette ki tüm bitkiler kararında verilecek olan suya hayır demez, yeter ki gereğinden fazla olup bitkinin kökünü boğmasın. Eğer imkan varsa bilhassa damlama sulama ile Mayıs ve Haziran aylarında haftada bir kez sulama yapılacak olursa bitkinin gelişimine faydası olacaktır. Ancak yağ miktarını ve verimi artıran unsur güneş ve sıcak hava olduğundan ülkemiz koşullarında yüksek verimde ve kalitede lavanta, sulama olmadan da kolaylıkla üretilebiliyor. Ayrıca lavanta, yüksek taban suyu, yüksek su tutumu olan topraklarda, kök çürümesi nedeniyle kayıplar yaşayabilen bir bitki türü. Fazla sulama bu sebeple ölümlere sebep oluyor. Sulama şayet bitkinin yağlanmaya başlamasından sonra da devam ederse bu takdirde yağ miktarı düşer ve beklenen sonuç alınamaz. Sonuç olarak lavanta yetiştiriciliği genel olarak kuru tarım şeklinde yapılmakta.

Budama nasıl yapılmalı, ne zaman uygun, etkileri neler?

İlhan Latif’in aktardıklarına göre lavanta 7-8 yaşından itibaren verimi düşmeye başlayan bir bitki. Bu nedenle en geç 9. yılında hasat yapıldıktan sonra toprak seviyesinden 4-5 cm yukarıdan olacak şekilde budanarak gençleştirilmeli. Budamadan sonraki yıl yine yetişkin bir lavanta halini alacak ve aynı seviyede verim verecektir. Bir diğer budama önerisi olarak da birinci ve ikinci yılda yine çiçekler toplandıktan sonra budama yapılmasıdır. Bazı kaynaklar bu budamanın bitkinin kök gelişimini olumlu etkilediği ve yaza girerken bitkinin hem toprak üstü hem de toprak altı büyümesini hızlandırarak daha güçlü ve hızlı bir büyümenin sağlanacağını belirtiyorlar. Benzer şekilde İlhan Latif de, özellikle ilk yıl çiçeklenme olmadan birkaç kez üstten budama yapılarak bitkinin köke çalışmaya teşvik edilmesini ve güçlü bir kök yapısı oluşmasının sağlanmasını tavsiye etti.

• Arıcılık, malçlama, yağ eldesi, yağın satışı konuları

Şumnu ve Dobriç bölgesindeki lavanta tarlalarında biz pek kovan görmedik. İlhan bey de arıcılıkla uğraşmadıklarını söyledi. Ancak araştırmalarımızda lavantanın arıcılık için çok ideal bir bitki olduğunu ve lavanta balının diğer çiçek ballarının 2 katı fiyata kadar satılabildiğini gördük. Malçlama konusunda da önemli bir örnek görmedik. Özellikle Bulgaristan’daki lavanta tarlaları büyük araziler olduğundan malçlama masrafı yerine sık sık sürme ve bazı ot ilaçları kullanımın daha ekonomik olduğunu söylediler. Yağ üretimi işi genellikle yağ firmalarına yaş çiçeklerin götürülmesi ve çıkan yağın kg miktarına göre bedel ödenmesi şeklinde. Bazı büyük üreticilerin kendi distilasyon üniteleri var. Bunlar yağı satmakta pek acele etmiyorlar. Sezon başında bir fiyat ortaya çıkıyor ama zamanla artıyor, istedikleri seviyeye gelince satıyorlar. Yağın ilk alıcısı distilasyonu yapan yağ firmaları. Onlardan da ağırlıklı olarak Fransız, Amerikalı ve Alman şirketleri alıyor. Talep yüksek olduğundan satış öncesi analiz yaptırmak gibi bir mecburiyet yok. Sadece yağının daha kaliteli olduğunu düşünen çiftçiler biraz daha yüksek ödeme alabilmek için analiz yaptırıyorlar. Alıcılar zaten Bulgar lavantalarının genel itibariyle aradıkları değerleri sağladığını bildiklerinden kaliteye pek bakmıyorlar. Bu konu Bulgar çiftçilerini tedirgin etmeye başlamış durumda. Günün birinde arzın talepten fazla olacağına ve o zaman da kalitenin belirleyici olacağına inanıyorlar.

Bir haftalık Bulgaristan seyahatimizde görüp, dinlediğimiz, öğrendiğimiz şeyler bunlar. Hep söylenir ya “Bilgi paylaştıkça güzeldir” diye, biz de imkan bulup gidemeyen veya lavanta hakkında birşeyler öğrenmek isteyen tüm dostlarımıza bir parça da olsa fayda sağlar düşüncesi ile, çekinmeden, kıskanmadan, dürüstçe paylaştık. Faydalı olabilirsek ne mutlu bize.

Saf Lavanta ile Sağlıcakla kalın.